İstanbul’da Devlet Hastaneleri Kantinleri Neden Bir Anda Ortadan Kayboldu? BELTUR Gerçeği
İstanbul’un en kalabalık devlet hastanelerinde bir süredir tuhaf bir sessizlik hâkim: Eskiden koridorların sonunda hep bir çay kokusu, tost makinesinin cızırtısı olurdu. Bugün aynı koridorlarda sadece otomatların soğuk ışığı ve kapı önündeki seyyar poğaçacılar var. On binlerce sağlık çalışanının, milyonlarca hastanın ve refakatçisinin yıllardır alıştığı BELTUR kantinleri, 2021’den beri sessiz sedasız kaldırıldı. Peki ama neden?
Her şey 2019’da sözleşmelerin bitişiyle başladı. BELTUR, 2013’ten o yana Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerdeki kantinleri beşer yıllık dönemlerle işletiyordu. 2019 Şubat’ından itibaren bu dönemler bir bir doldu. Normalde rutin bir yenileme süreci beklenirken bakanlıktan hiçbir geri dönüş gelmedi. Pandemi patlak verince “olağanüstü hal” gerekçesiyle kantinler bir süre daha açık tutuldu; sağlıkçılar gece gündüz mücadele ederken en azından bir bardak çayları, bir çorbaları vardı. Ancak 2020’nin son aylarında tahliye yazıları peş peşe yağmaya başladı. BELTUR yönetimi defalarca yazı yazdı, randevu talep etti, İl Sağlık Müdürlüğü’ne gitti; cevap yoktu. Sonunda “bir hafta içinde boşaltılmazsa günlük ceza” tehdidi geldi. Şirket, çalışanlarını ve ekipmanını korumak için mecburen anahtarları bıraktı.
Bugün İstanbul’da Kanuni Sultan Süleyman’dan Siyami Ersek’e, Bakırköy Ruh ve Sinir’den Kartal Koşuyolu’na, Tuzla’dan Beylikdüzü’ne kadar 46 büyük hastanede toplam 62 BELTUR noktası tamamen yok oldu. Geriye kalan birkaç küçük kafeterya da 2025 içinde kapanacak gibi görünüyor. Yerine ne geldi? Bir kısmı hâlâ boş duruyor. Bir kısmına otomat konuldu. Bir kısmının önünde ise sabahın köründen gece yarısına kadar seyyar arabalar sıralanıyor.
Fiyat farkı çarpıcı: BELTUR varken çay 50 kuruş, simit 2 lira, tost 4 liraydı. Şimdi aynı hastanede otomat çayı 8-10 lira, poğaça 25-30 lira bandında. Gece nöbetinde acil serviste çalışan bir doktor ya da hemşire, 300-400 metrelik merdivenleri inip hastane dışına çıkmadan bir şey yiyip içemiyor. Kışın kar, yazın sıcakta kapı önündeki tezgâhlardan alınan böreklerin saklama koşulu, son kullanma tarihi belli değil. Sendikalar defalarca “gıda güvenliği riski” raporu hazırladı; hastanelerde mide bulantısı, kusma şikâyetiyle gelenlerin sayısında gözle görülür artış oldu.
Kimse açıkça söylemese de işin içinde güçlü bir siyasi tercih var. Şehir hastanelerinde kantin ve yemek hizmetleri zaten uzun yıllığına belirli şirketlere verilmiş durumda. Aynı modelin klasik devlet hastanelerine de taşınmak istendiği, BELTUR’un İBB iştiraki olması nedeniyle özellikle engellendiği konuşuluyor. Hastane başhekimleri “Bakanlık talimatı” deyip geçiştiriyor, bakanlık ise yıllardır suskun.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şu: Türkiye’nin en yoğun sağlık kampüslerinde çalışan on binlerce kişi ve tedavi gören milyonlarca insan, en temel ihtiyaçlarından biri olan sıcak-soğuk içecek ve hafif yiyecek hizmetinden mahrum kaldı. Otomatlar çözüm değil, seyyar satıcılar risk. Ne zaman biteceği, ne zaman yeniden uygun fiyatlı, 24 saat açık, denetimli kantinler geleceği ise belirsiz.